9 Şubat 2017 Perşembe

25 Aralık 2016 Rize'den...


Hissetmeye en yakın kokunmuş meğer...

Bugün kokunu aradım odanda kızım. 1 hafta önce geldiğimde de kokunun sindiği ve hala sen kokan topunu aradım. Yoktu o da artık. Bir umut kalan diğer oyuncaklarını kokladım tek tek, sabırla. Kırmızı üzüm, yok. Tenis topu, yok. Hani şu Sevinç Ablamızın getirdiği kaşkollu yeşil kurbağa, yok. Yok, yok, yok. Sinirlerim bozuldu, zaten telden bağlı şu sıra. Son umut tasmana sarıldım, bir nefes çektim içime ama bu sefer gözyaşım hevesimle birleşip boğazımda düğümlendi. Çok özlüyorum! Ayaklarımı topuklarımdan yere vurup vurup ağlayasım geliyor. Eda'yı görüyorum oğluşuyla, sanırım en çok onları bize benzetiyorum şu sıra. O kadar dokunuyor ki yüreğime birbirlerine bakışlarının arasındaki o doyamayışları. Birbirlerinde buldukları huzur kokusu. Ben senin kokunu özlüyorum kızım, ben huzurumu artık koklayamıyorum kızım. Annem söyledi geçen, biliyor musun dedi, geçen rüyamda ilk kez İda'yı gördüm. Çok gerçekti, hissettim, çok derinden hissettim dedi. Tam yorum yapacakken ben, annem devam etti. Sonrasında babana anlattım ve babanın bana dediği şey "çok şanlısın" oldu.3 yıl 26 gün sonra seni hissetmek, sarılmak, görebilmek bile sanırım tıbbın sunduğu bir muzice nimetinde olurdu benim için. Yüreğim o kadar sıkışıyor ki bazen. Öylesine heyacanla özlüyorum ki seni. Su bile şifa olamıyor bana. Varolmak çok kutsalmış meğer ve gerçekten bir son varmış bazı anlar için. Şükrolsun seninle varolan 11 yılımıza kızım! Şükrolsun senin bana kattığın insanlığa, vicdan duygusuna, şevkate, sevgiye, kardeşliğe, sabıra, kabullenmeye, özveriye ve binlercesine daha. Ah kara kuzum, tüylü kızım... Bu gece gene o ağlak, özlem dolu gecelerden. Esti gene rüzgarlar senin odandan bu gece. Huzurla uyu beni büyüten yoldaşım...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder